Dersin Ötesinde

Çağdaş Şan Atölyesi'nde eğitimi yalnızca haftada bir yapılan birebir derslerden ibaret görmüyorum.

Bazen öğrendiğimiz bir şeyi gerçekten anlamak için sahneye çıkmamız, bazen de hiçbir şey söylemeden yalnızca dinlememiz gerekiyor.

Bu nedenle birebir şan eğitimini, öğrencilerimin müzikle farklı biçimlerde ilişki kurabilecekleri çalışmalarla desteklemeyi önemsiyorum.

Atölyeden Sahneye konserleri ve Derin Dinleme Atölyesi bu anlayışın iki önemli parçası.


Atölyeden Sahneye

Şan dersinde öğrendiklerimizin gerçek karşılığı, bir noktada şarkının içinde ve sahnede ortaya çıkıyor.

Atölyeden Sahneye, öğrencilerimin derslerde geliştirdikleri becerileri gerçek bir canlı performans deneyimine taşıyabilmeleri için gerçekleştirdiğimiz öğrenci konserleri.

Sahneye hazırlanmak; yalnızca bir şarkıyı doğru söylemekten ibaret değil. Repertuvar seçmek, prova yapmak, mikrofon kullanmak, müzisyenlerle birlikte hareket etmek, heyecanı yönetmek, seyirciyle ilişki kurmak ve bütün bunların içinde kendi ifadenizi koruyabilmek de şarkıcılığın bir parçası.

Bu konserleri bir sınav ya da yarışma olarak görmüyorum. Amaç kusursuz bir performans ortaya koymak değil; öğrencinin hazır olduğu noktada sahneyi deneyimlemesi, öğrendiklerini gerçek koşullarda sınaması ve kendi gelişimine başka bir yerden bakabilmesi.

Çünkü bazen ders odasında aylar boyunca konuştuğumuz bir şey, sahnede geçen birkaç dakikada bambaşka bir anlam kazanabiliyor.


Derin Dinleme Atölyesi

İyi bir şarkıcı olmak, yalnızca kendi sesini kullanmayı değil; dinlemeyi de öğrenmeyi gerektiriyor.

Derin Dinleme Atölyesi'ni, öğrencilerimin günlük hayatın hızlı dinleme alışkanlığından biraz uzaklaşıp müziğe bütün dikkatleriyle yaklaşabilecekleri bir alan yaratmak için başlattım.

Bu buluşmalarda klasik müzikten caza farklı dönemlerden ve türlerden eserler seçiyoruz. Dinlemeden önce eseri, besteciyi, dönemi ve müzikal bağlamı konuşuyor; ardından eseri birlikte dinliyor ve bizde bıraktıkları üzerine düşünüyoruz.

Buradaki amacım müzik tarihi dersi vermek ya da eserleri teorik bilgiye boğmak değil. Daha dikkatli duymayı, müziğin içinde olup biteni fark etmeyi ve sanatla daha derin bir bağ kurmayı birlikte deneyimlemek.

Çünkü şarkıcılığın yalnızca ses çıkarmakla değil, duymakla da geliştiğine inanıyorum.