Neden Çağdaş Şan Atölyesi?

Bir insanın sesiyle çalışmak, yalnızca sesiyle çalışmak değildir.

Yıllar içinde şunu daha açık görmeye başladım: Bir sesin gelişimini yalnızca nefes, rezonans, artikülasyon ya da doğru teknik alışkanlıklar üzerinden açıklamak mümkün değil.

Çünkü şarkı söyleyen kişi yalnızca bir bedenden ibaret değil.

O bedenin bir zihni, duyguları, alışkanlıkları, korkuları, müzikal geçmişi, kendisiyle kurduğu bir ilişki ve anlatmak istediği bir hikâye var. Bütün bunlar, istesek de istemesek de sesimizin içinde kendisine bir yer buluyor.

Ben de şan eğitimine tam olarak buradan bakıyorum.

"Çağdaş" benim için yalnızca bir müzik türünü tarif etmiyor.

Elbette çalışmalarımın merkezinde pop, rock, caz, blues, R&B, metal ve müzikal gibi çağdaş müzik türleri bulunuyor.

Ama "çağdaş" kelimesini yalnızca repertuvar nedeniyle kullanmıyorum.

Benim için çağdaş bir şan eğitimi; öğrenciyi belirli bir ses idealine yaklaştırmaya çalışmak yerine, onun kendi sesini anlamaya ve geliştirmeye çalışan bir eğitim anlayışı demek.

Herkesin anatomisi, müzikal geçmişi, algısı, öğrenme biçimi ve ifade dünyası birbirinden farklı. Bu nedenle herkese uygulanan tek bir yöntem ya da hazır bir program olduğuna inanmıyorum.

Teknik bilgi benim için son derece önemli. Ancak teknik, ulaşılması gereken son nokta değil; şarkıcının kendisini daha özgür ifade edebilmesini sağlayan araçlardan biri.

Amacım yalnızca daha güçlü, daha geniş ya da daha kontrollü bir ses oluşturmak değil.

Kişinin kendi sesini tanımasını, ona güvenmesini ve müziğin içinde ne söylemek istediğini keşfetmesini sağlamak.

"Atölye" dememin de bir nedeni var.

Burayı hiçbir zaman yalnızca öğretmenin anlattığı, öğrencinin uyguladığı klasik bir ders alanı olarak düşünmedim.

Atölye kelimesini seviyorum; çünkü içinde araştırmak, denemek, yanılmak, yeniden düşünmek ve keşfetmek var.

Derslerde bazen bir teknik egzersizin üzerinde çalışıyoruz. Bazen tek bir cümlenin nasıl söyleneceğini araştırıyoruz. Bazen bir şarkının hikâyesini, bazen sahnede yaşanan bir güçlüğü, bazen de öğrencinin kendi sesine dair yıllardır taşıdığı bir düşünceyi konuşuyoruz.

Çünkü kimi zaman sesimizde değiştirmeye çalıştığımız bir şeyin kaynağı bedenimizde; kimi zaman alışkanlıklarımızda, kimi zaman da zihnimizde olabiliyor.

Bu yüzden benim için şan eğitimi ses, beden, zihin, duygu, müzikalite ve ifadenin birbirinden ayrılmadığı bütünsel bir çalışma alanı.

Aynı ses yoksa, aynı eğitim de olmamalı.

Çağdaş Şan Atölyesi'nde ilk kez şarkı söylemeye başlayan biriyle de, yıllardır sahnede olan profesyonel bir müzisyenle de çalışabiliyorum.

Başlangıç noktaları ve ihtiyaçları farklı olsa da sorduğum temel soru aynı:

Bu sesin şu anda neye ihtiyacı var?

Bazen daha sağlam bir teknik temele.

Bazen özgürleşmeye.

Bazen daha iyi dinlemeye.

Bazen müzikal ifade araçlarını genişletmeye.

Bazen de kişinin kendi sesine biraz daha güvenmesine.

Eğitim yolunu bu nedenle öğrencinin ihtiyacına göre birlikte şekillendiriyorum.

Benim için iyi bir şan eğitiminin sonunda ortaya çıkması gereken şey, öğretmeninin istediği gibi söyleyen bir öğrenci değil; kendi sesini tanıyan, ne yaptığını bilen ve müziğin içinde kendi seçimlerini yapabilen bir şarkıcı.

Çağdaş Şan Atölyesi'ni bu düşünceyle kurdum.

Sesinizi değiştirmek için değil, sesinizin sahip olduğu imkânları birlikte keşfetmek için.

Çünkü burada sesinize doğru çıktığınız yolculuk, biraz da kendinize doğru çıktığınız bir yolculuk.

Erdem Serhan Şide
Serhan Hoca